Salı, Ağustos 25, 2009

tatil müsveddesi

Aylardan ağustos, son haftadan bi evvel...
lakin haletiruhiye eylül sonu ekim başı,
Hava latifeli,
gündüzü tatlı sıcak , gecesi tatlı serin...
eller, ayaklar erken çekilmiş kuytusuna,
Tenhalık var etrafta
sebebiyeti belli
3 aylardan...
ramadandan...
herkes sofu, herkes niyetinde
Bense bu kısa tatil müsveddesinde
keyfi yerinde;
Haletiruhiye ise şöyle;
çam kokusu.
cırcır böcüğü.
deniz çıpırtısı.
şezlong uykusu.
deniz yatağı.
rüzgar esintisi.
leyla kahkası.
yanak ısırığı.
akşam güneşi,
günün en güzel dilimi.
yeşilin sesi.
balıkçı kedisi.
köy kahvesi.
kahvenin delisi.
peşi sıra köpeği.
öglen birası.
patitesin kızartması.
ahtapotun ızgarası.
şahinin arabası.
sıteyşın vagonu.
virajlı yolları.
civar köyleri.
söğütü.
turgutu.
selimiyesi.
deniz kelebeği.
yelkenli teknesi.
yol üstü durağı.
patlıcanlı pidesi, yanına demli çayı.
Akşama duble rakı.
dostu balık.
adı levrek
ızgarası nefis.
sohbeti leziz.
terennüm eden her kimse.
hepsi birbirinden şahane.
beraberimde olmayanlara
rakı kadehinde şerefe...
Haftanın sonuna iliştirdim
1kaç güzel imge,
beraberimde getirdim şehre,
belki faydası olur diye...

Cuma, Ağustos 07, 2009

yağmur-ertesi

Güne yağmurla uyandım, Hoşuma gitmedi dersem yalan olur, Beklenmeyenin her zaman bir farklı bir lezzeti oluyor... Hava bir başka oldu yağmur ertesi, sanki biri gözümün auto-contrast ı ile oynadı, renkler olgunlaşıp, doydu...En beteri bile güzel gözüktü... yoksa ben mi güne öyle mi başlamak istedim, "like a photographer lives with a polarize filtre" Vapurla sefası üstüne, beton sıkıntısı yaşadım...Şaplak ... Gerçi alışamadın mı deseler bu hale, alıştım derim ama matrak... Aynı yolları takiben vardım, çalışma masama, bilgisayar başına, ekran karşıma... Harala, gürele, akıl devrile devrile, Az kaldı, biraz sonra... çıkacağım sokağa, ineceğim şehre, karışacağım hengameye, yine ve yine Kontrastlık mı hani nerede, Gitmiş tamamen sabahki imge.. Bense biraz mutlu, biraz mutsuz, biraz tatlı, biraz tatsız biraz içi fingir, biraz dışı, biraz onla, biraz onsuz, biraz huzur, biraz muzur... kaldırım serçesi filminden bir couplet dinlerken..

Salı, Ağustos 04, 2009

Explotions in The sky havası

Grooveshark - explosions in The sky, First breath after coma ...! Uyumuna diyecek yok...! bu şarkıyı camları açık bir arabada, ne şehir gürültüsü, ne hüsnü kuruntusu, etraf safi huzurken, yolda giderken hani rüzgar da eserken... dinleyeceksin... Yada dilemma; şehrin göbeğinde, rutinin içinde, kulaklıklar kulağında , ses sonsuz açık, sen sonsuz içinde, belki yine yolda, dolmuşta, arabada, durmadığın bir halde, çevre etrafından çılgınca akıp gidercesine, Bilmem öyle işte... her iki halde de gider bu şarkı...

Salı, Temmuz 21, 2009

bi düzine kalem-iz-

Bir kalem, iki kalem, üç kalem,...
Bir kalem olsam hangisi olurdum acaba,
Tükenmezi, kurşunu, mürekkeplisi, keçelisi, renklisi,
Uçlusu, uçsuzu, çıt kırılanı, ahşabı, metali, uzunu ,incesi, nicesi ....
Hepsinin de kağıt üzerinede bıraktığı iz apayrı...
O kadar çok çeşit var ki,
Aynı biz gibi yada biz aynı kalemler gibi...

Cuma, Temmuz 17, 2009

Always look on the bright side of life

Ben bunu kendim hariç herkes için yapabiliyorum-kendim içinse melankoliyi iyi beceriyorum...
kendime kadar da olsa, çaktırmadan da olsa...
iki adım ileri , bir adım geri yada bir adım ileri iki adım geri...----/..../------/....
İnsanın kendi kendinden yap-boz yaptığı olur mu hiç...
Olurmuş, herkesin bir yap-bozu varmış,
Herkesinki de birbirinden farklı, renkli, zorlu, içli, dışlı, dişli, nişliymiş...
Herkesin nişinde başka, başka dünyalar, rüyalar...
Akla sır erdirmek de neymiş....
gelen bi görmüş, giden bin görmüş, yenilere yer açmış,
yeniler de nişleri karıştırmaya başlamış...
Fark etmeye başlamış, yada fark etmeye başlamak lazımmış, fark etmeden olmazmış..
"life is a journey not a destination" sözünü seviyorum...
Vardığın noktanın kendisi değil, varış sürecini nasıl geçirdiğin önemli...
yolculugunun tadını çıkatmak yani...
ve de;
-try to look on the bright side of life-

Çarşamba, Temmuz 15, 2009

açık-şaçık mutfak

Sıkılmıştı... Yetmiyordu, yetinmiyordu. gerçi kim yetiniyordu ki zaten... Ne çevresindekilerden, ne yaptığı işten, ne tasarladıklarından, ne zamandan, ne ortamdan, ne havadan, ne sudan, ne de kendinden memnundu... Aklı bir türlü sakin durmuyor, ikircikli satır aralarında geziniyordu. Bu haletiruhiyeler içerisinde sokağa attı kendini, kafasındakilerle birlikte yürüdü, durdu... Restart yada refresh ! Taze hareketler; taze fikirler, atışmalar, çarpışmalar, çarpışmaların izdüşümleri, bu iz düşümlerin parmak izleri, her izin kendine özgünlüğü, ve kendine özgün bu parmak izlerinin hepsinin bir yerde toplanması...Açık bir mutfakta sanki- sosyalliğin ve kollektifliğin bir arada olabildiği .. Açık mutfak: aklına düşeni tasarla, tasarladığını kağıda düşür, düşürdüğünü paylaş...ortak aş.! GiBi BiR ŞeY

birkaç birsey yazıcam...

İlk adımı attım, yazmaya basladım. Lakin ben yazmaktan değil daha çok çizmekten anlarım. Kendimi, seni, onu, bunu, kedimi, evimi, çizerek daha kolay ifade ederim... Bir çizik atsam kağıda, 3 satır eder... Ama olsun, hem 1 çizik atar, hem de 3 satır yazarım, kendimce keyiflenirim...